Blog
Yalanı gerçekten yüzden okuyabilir misiniz, Lie to Me’deki gibi?
Dizinin arkasında gerçek bir bilim insanı vardı. O günden beri araştırmalar yanıt verdi — ve yanıt, dizinin sattığı yanıt değil.
İnsanlar yalanı gerçekte ne sıklıkla yakalıyor
Alanın en kapsamlı derlemesi 206 çalışmayı ve birinin yalan söyleyip söylemediğine karar vermesi istenen 24.483 kişiyi bir araya getirdi. Ortalama isabet: yüzde 54. Yazı tura yüzde 50 veriyor.
Rakamın ardındaki ayrıntı rakamdan daha ilginç. Yalanlar yüzde 47, doğrular yüzde 61 oranında doğru bilindi. Biz yalan dedektörü değiliz, doğruya inananlarız: varsayılan olarak karşımızdakini dürüst sayarız. Yalancının kullandığı şey tam da bu ayar.
Dizi izleyicisine ne yapıyor
2010’da araştırmacılar 108 kişiyi üç şeyin karşısına oturttu: bir Lie to Me bölümü, başka bir polisiye dizinin bölümü ve hiçbir şey. Sonra herkes aynı dürüst ve yalan içeren görüşmeleri değerlendirdi. Lie to Me grubu doğruyu yalandan daha iyi ayırmadı — ama dürüst insanlara daha sık yalancı dedi. Dizi tespit etmeyi öğretmiyor. Şüpheciliği öğretiyor.
Yüz neden yüzüstü bırakır
Pinokyo’nun burnu yok. Yalanın davranışsal ipuçlarına dair derlemeler hep aynı şeye çıkıyor: sinyaller var ama zayıf, tutarsız ve insanlar arasındaki sıradan farkların içinde kayboluyor. Gergin dürüst biri, sakin bir yalancıyla tıpatıp aynı görünür — çoğu zaman daha kötü.
Mikro ifadeler diziden en çok akılda kalan kısım. Laboratuvarda gerçekler. Bir sohbette yalancıyı yakalamak için pratik bir araç olarak ise sözlerini hiç tutmadılar: fazla seyrek, fazla belirsiz, olmayanı görmek fazla kolay.
Ne işe yarıyor
Alan yüz izlemekten daha iyi soru sormaya geçti. Yalan söylemek hatırlamaktan daha fazla zihinsel çaba ister; hüner bu çabayı görünür kılmakta. 2017 tarihli bir meta-analiz bu yaklaşıma yüzde 71 isabet, sıradan sorgulamaya yüzde 56 veriyor. Bu, tahmin etmekle bilmek arasındaki fark.
- Hazırlanmış bir hikâyenin içerdiğinden fazla ayrıntı isteyin. Uydurma incedir; gerçek anının kimsenin prova etmediği bir dokusu vardır.
- Beklenmedik olanı sorun. Yalancı bariz soruların yanıtını hazırlar, kimin nerede oturduğunun değil.
- Gerginliği değil çelişkiyi dinleyin. Az önce söylenenle beş dakika önce söylenen arasındaki fark — sinyal budur.
Bu çalışılabilir mi?
Kısmen. Otuz eğitim çalışmasının meta-analizi küçükten ortaya bir iyileşme buldu — gerçek, ama süper güç değil. Asıl yararlı olan, hangi eğitimin işe yaradığı: söylenenin içeriğine dikkat etmek en büyük kazancı sağladı, mimik ve diğer sözsüz ipuçlarına dayalı eğitim ise çok az. Yani dizinin sattığı şey, en kötü çalışılan şey.
Nerede pratik yapılır
Günlük hayat bunun için kötü bir antrenman alanı, çok net bir nedenle: yanıtı neredeyse hiç öğrenmezsiniz. Bir iş arkadaşınızdan şüphelenirsiniz ve hikâye orada biter. Haklı olup olmadığınızı bilmeden, on yıllık deneyim size hiçbir şey öğretmez.
Bir Vampir Köylü partisi, yanıtın geldiği ender yerlerden biri. Soru sorarsınız, hikâyenin nasıl tutunduğunu dinlersiniz, karar verirsiniz — sonra roller açılır ve neyi kaçırdığınızı öğrenirsiniz. Araştırmanın işaret ettiği iki koşul da orada: görünüşe değil söylenene dikkat, ve sonunda bir yanıt.
Kaynaklar
- Bond, C. F., & DePaulo, B. M. (2006). Accuracy of Deception Judgments. Personality and Social Psychology Review, 10(3), 214–234.
- Levine, T. R., Serota, K. B., & Shulman, H. C. (2010). The Impact of Lie to Me on Viewers' Actual Ability to Detect Deception. Communication Research, 37(6), 847–856.
- Vrij, A., Fisher, R. P., & Blank, H. (2017). A cognitive approach to lie detection: A meta-analysis. Legal and Criminological Psychology, 22(1), 1–21.
- Hauch, V., Sporer, S. L., Michael, S. W., & Meissner, C. A. (2016). Does Training Improve the Detection of Deception? A Meta-Analysis. Communication Research, 43(3), 283–343.